• Arkadaşlarım

Röportaj: Evrensel Kent "Muğla"

Perşembe, Nisan 10, 2008 ·


—Neden böyle bir gereksinim vardı Muğla’da

 

Muğla da bu gün sekiz tane tiyatro topluluğu var nüfusa oranla düşündüğümüzde kırk bin nüfusu olan bir şehre göre fazla ve güzel bir rakamdır. Ama eksik olan bir şeyler vardı, insanlara sunulan üretimlerden kaynaklı insanlarda sanatı lüks salonlara kapatılmış bir obje olarak görüyordu, tabiî ki bizim sanat anlayışımızla taban tabana zıt bir anlayıştı eğer insanlara alternatif sunulmazsa bu olgu hep böyle kalacaktı. Amatörlük kavramı bir türlü anlaşılamıyordu bazı kurumsal tiyatro toplulukları günümüz popüler kültürün den de kaynaklı birkaç oyun sergiledikten sonra oyuncularda ciddi bir kimlik değişmesi gözlemleniyordu bunun sebebi de Latince “amat” kelimesinden türeyen yani “sevgi”  sevgiyle yapılan anlamına gelen amatör kelimesinin anlaşılmamasıydı. Muğla da ilk MBŞT (Muğla Belediyesi Şehir Tiyatrosu) bunu çok güzel yaşatmıştı, daha sonra kurulan Muğla Yaşam Sahnesi de bunun somut örneklerindendi Tiyatronun sadece bir yıl boyunca bir oyuna hazırlık yapılıp oyun sergilendikten sonra tatile giren ve tekrar yeni sezonda yeni bir oyuna hazırlanan bir topluluk işi olmadığını gösterdi.  Şuan var olmayan Yaşam sahnesinde ve daha sonrada MBŞT de daha önce bulunmuş arkadaşlarla Duvar Sahnesi Örülmeye başlandı. Popüler kültüre karşı bir duvar örülmesi ve o eski samimi kültürün yaşatılması gerektiğine inandığımız için, böyle bir gereksinimde birçok kişi tarafından hissediliyordu.

 

—Diğer topluluklar ne yapıyordu Sizin farkınız ne?

 

            Var olan diğer topluluklar da kendi düşünceleri doğrultusunda tutarlı ve iyi bir şekilde üretiyorlardı, Duvar Sahnesinin kurulduğu dönemle birlikte birkaç grupta kurulmuştu, onlarda aynı şekilde çalışıp üretimlerine devam ediyorlardı. Bizi diğer topluluklardan ayıran tabiî ki bazı özellikler vardı, politik ve muhalif olmamız son derece yeterli bir farktı ve Yönetmensiz bir tiyatro topluluğuyuz buda iyi bir ekip çalışması isteyen bir yöntemdir. Muğla da ki ve Türkiye gündemindeki olayları gerek Sahneye gerek Başka etkinliklere bazen Sokağa taşıyoruz, Muğla sokak tiyatrosuyla ilk defa tanışıyordu buda en büyük eksikliklerden biriydi.

 

—Ne tür etkinlikler yapıyorsunuz?

           

İlk olarak Geçtiğimiz yıl gene kendi üretimimiz olan Nazım Hikmet’e ithafen “DAVET” isimli bir mizansen hazırladık. Nazım bizim için çok önemliydi o yüzden ilk üretimin onunla olması hem bizim bakış açımızı ve sahiplendiğimiz olguları da ortaya koyacaktı, o yüzden önemi büyüktü bizim için. Bu üretimde Sadece Duvar Sahnesi olarak değil Muğla’da uzun süredir var olan toplumcu sanatı savunan Müzik grubu Grup Anadolu ve MUSANDER (Muğla Sanat Severler Derneği) ile birlikte kolektif bir çalışmanın ürünü oldu, daha sonrasında, farklı üretimler, köylerde çocuk oyunları ve sokak oyunları. Tabi duvarın diğer tuğlaları olan Fotoğraf ve Film Atölyeleri de üretimlerine başlayarak, etkinliklerine devam ediyor. Dolayısıyla sadece tiyatro olarak değil Fotoğraf sergisi ve atölye çalışmaları, Kısa film ve belgesel çalışmalarımızla da etkinliklerimizi genişletiyoruz.

 

 

—Kaç kişi katılıyorsunuz?

 

            Tiyatro, Fotoğraf, Film ve Fanzin çalışmalarımızla toplam yirmi beşin üzerinde arkadaşla katılıyoruz.

 

—Fotoğrafçılık ve Film atölyesi neler yapıyor?

 

            Fotoğraf atölyesi ilk çalışmalarına yetersizde olsa geçen sene başlamıştı ve yaz sonunda ilk üretimlerimizi “Bakış Açısı” adında sergilemiştik şuanda online olarak bu sergiyi web sitesi üzerinden yayınlıyoruz. Bu seneki ilk üretimi de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için Hazırlanan ağrılıklı Muğla olan ama Türkiye nin farklı bölgelerinden de fotoğrafların olduğu “Çalışan Kadınlar” adlı fotoğraf sergimizi iki defa sergiledik.  Temel Fotoğrafçılık eğitim çalışmaları da devam ediyor. Fotoğraf la insanlara bakış açısı kazandırmaya çalışıyoruz insanların görmek istemedikleri ve görmemezlikten geldiği durumları olayları ve anları yakalayıp insanlara göstermeye çalışıyoruz, bu tür bir çalışmada Muğla Üniversitesi bünyesi dışında Kentte ilk defa yapılıyor.

            Film Atölyesi de Geçtiğimiz sene İlk üretim ve Çalışmalarına başladı Nuri Kurtcebenin Çizdiği Kuvayi Milliye Destanın  “Büyük Taarruz” bölümünü ve Nazımın Kendi ses kayıtlarıyla birleştirerek, sinematografik bir çalışmayla ilk etkinliğimiz yapmıştık, daha sonrasında bir deneysel ve belgesel çalışmamız oldu Belgesel çekimleri halen devam ediyor Nisan ayı içerisinde bitmiş olacak. Yine yanı ay içinde başka bir kısa film çalışmalarına başlıyoruz, Yaz ayları başında da geçen sene proje olarak hazırladığımız Hasan Hüseyin Belgeseline başlamayı planlıyoruz.

 

—Bitecek olan Belgeselden Bahseder misin?

 

            Belgesel Muğla’da 150 yıllık bir geçmişi olan tütün emekçiliği ve bu kültür üzerine bir çalışma tütün üretimin dış politikalar nedeniyle durdurulması ve Muğla üzerindeki etkisini göstermeye çalışıyoruz.

 

— Muğla Duvar Sahnesi Nasıl bir boşluk dolduruyor?

 

            Daha öncede bahsettiğimiz gibi geçmiş yıllardaki o samimi kültürün yerini artık benciliğin ve anlayışsızlığın alması bizi rahatsız ediyordu, ama şimdi o eski kültürün tekrar filizlendiğini görmek bizi çok mutlu ediyor amacımıza bir nebze de olsa ulaştığımızı gösteriyor bu durum.  Bizler sadece sosyal faaliyet yapmanın derdinde olan insanlar değil, Bir kültür yaratma çabasında olan insanlarız.

           

                                                                                                        (2007)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »